HÜSEYİN HAYDAR'DAN DOĞU TABLETLERİ

VATAN SAVUNMASI YENİ NAMIK KEMALLER, NAZIM

HİKMETLER YARATIYOR

Devrimci Şair Hüseyin Haydar’dan Doğu Tabletleri!

Yirmi Sekizinci Tablet, FEDAİ

Otuz Üçüncü Tablet, VERİCİLER

 

İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi, devrimci şair HÜSEYİN HAYDAR, büyük edebi birikimi, Türk Devriminden aldığı ilham, doruklarında yaşadığı vatan aşkı, milletimizin umudu öncü partide örgütlü mücadelenin önderliğinde yer almanın sorumluluk ve özgüveni ile muhteşem şiirlerini üretmeye devam ediyor.

 

"DOĞU TABLETLERİ" dizisinin Yirmi sekiz ve Otuz üçüncü Tabletleri "FEDAİ" ve "VERİCİLER" başlığını taşıyor. Her iki şiir de; sanatçının, sanatsal değerden ödün vermeden halkın davasına, devrime nasıl katkıda bulunabileceğinin güzel örneklerini veriyor bize. Hem mükemmel bir şarap tadında yudum yudum içirerek, hem de sorumluluk ve görevlerimizi zihnimize oya gibi işleyerek... Hayattan, halktan koptukça kuruyan şiir ırmağına gürül gürül akan cansuyu şiirlerin için ellerine ve yüreğine sağlık Hüseyin Haydar... VATAN SAVUNMASI YENİ NAMIK KEMALLER, YENİ NAZIM HİKMETLER YARATIYOR...

 

DOĞU TABLETLERİ

Yirmi Sekizinci Tablet, Fedai

 

Dalından düşen nar gibi değil

Savrulup dağılan akça kar gibi değil

Korkunun dolunay olduğu gecede,

Sönmüş ocağa çakmak gibi çakar.

Doğduğu gün ölen kimdir, öldüğü gün doğar,

Kimdir dağılan kardeşleri avucunda toplayan?

Aşıyor şimdi kendini kendi hükmüyle.

Çıplağım: Gömleğim, kefenim yok!

Göbekbağım da yoktu, ciğerlerim kurt ciğeri.

Ben o taşın içine girerim kılınç gibi,

Ben o ateşe dalarım çölde mecnun gibi.

Kopacak tufan için gönderildim: Adım fedai.

Canevinden cansızlara canveren kimdir,

Damarda durmayan kan gibi akar?

Kimdir, kale taşlarına vurur omuzbaşları:

Akşamları kireç yer, sabahları zindanı içer?

Adım Namık, adım Kemal, adım Ömer, adım Naci.

Yolunu yitirmiş mermi çekirdeği değil

Ben atılan kargıyım, beş bin yıllık yargı böyle:

Nefes alan bir granit, sinirleri olan bir ırmak,

Çıkar Balkan’a Kafkas’a, dökülür Kerküğe Tiflis’e.

Ey tigin külsün, ey yiğit daimsin,

Ay ile Yıldızın oğlu bilge, sen fedaimsin…

Adım Yakup, adım Cemil, adım Suphi, adım Deniz.

Aynı gönüllü atılır koyar başını araya,

Gök aydınlanır o an, aydınlanıp kalır ya

Bilinir: Sundu yine kendini bir fedai dünyaya.

 

 

DOĞU TABLETLERİ

Otuz Üçüncü Tablet, Vericiler

 

İşte ellerimiz! Biz ellerimizi veriyoruz

İşte gözlerimiz! Gözlerimizi de veriyoruz,

Ayaklarımızın ikisini birden ve tırnaklarımızı da.

Sizden çorap istiyoruz, bir çift çorap.

İstiyoruz sizden çarık ve kara sahtiyan da.

Biz veriyoruz kemiklerimizi, ayan beyan,

Süngü istiyoruz sizden, kılınç ve mızrak demiri.

İşte kanımız! Biz kanımızı da veriyoruz.

Sizden gazyağı, benzin, gres yağı, vazelin

İstiyoruz sizden, fişeklik ve barutun tamamını,

Yüzde kırkını mercimek ve sabunun.

Sizden kundura çivisi, saraç ipliği, nal demiri

İstiyoruz sizden solüsyon, sülfirik asit ve tutkal.

Biz gövdelerimizi veriyoruz, hepsi de yürekli.

Sizden gömlek istiyoruz, pazen gömlek,

Tuz, bez istiyoruz sizden, tuz ve bez.

Biz kollarımızı veriyoruz, kollarımızın ikisini de.

Sizden istiyoruz iki öküzün birisini.

Biz ciğerlerimizi veriyoruz, kimse istemeden,

Veriyoruz ciğerlerimizin akını karasını,

Körük istiyoruz sizden ve kükürtün yarısını.

Sizden arpa, saman istiyoruz ve kuru fasulye

İstiyoruz çorbalık un, şeker, vesaire…

Canlı organlar ve bütün aletler yükümlüdür.

Tornalar da yükümlüdür, frezeler ve bıçkı şeritleri.

Mazlumlar kurtuluş istiyor: Vereceğiz!

Milletimizden aldık ilk büyük siparişi: Acildir!

Dokuz Eylül sabahına yetiştireceğiz.

 

Yorum Yaz